Resim1

Bir İnsan Hakları İhlali: İnsan Ticareti

Sabri Danış

Sabri Danış

İnsan ve Toplum Bilimleri alanında Sosyal Bilimlerde güncel sorunlara bilimsel yaklaşımlar yaparak, iktisadi ve idari yönetimin sosyolojik değerlendirmelerini gerçekleştirmektedir.

Stajını T.C. İçişleri Bakanlığı Göç İdaresi Başkanlığı İnsan Ticareti Mağdurlarını Koruma Daire Başkanlığında tamamlamıştır. Stajı boyunca Avrupa Konseyi İnsan Ticaretine Karşı Eylem Sözleşmesine taraf olan ülkelerin GRETA Raporları ve Eylem Planları üzerine çalışarak rapor geliştirmiştir.

Türkiye'nin Toplumsal Yapısı, Sivil Toplum ve Demokrasi, Göç alanlarında araştırmalar gerçekleştirmektedir.

Lise yıllarından beri aktif olarak temsilcilik ve gönüllülük faaliyetlerinde görevler almaktadır.

Geleceğin Bilimi
Siyasal Teoriler Araştırmacı Asistanı

Tüm yazılar

Devletin insan haklarına dayalı bir hukuki çerçeveye kavuşturulması, kendiliğinden gerçekleşebilecek bir durum değildir (Özipek,2009).

İnsan ticareti suçu, tarihin başlangıcından bu yana var olmuş olan korkunç bir olgudur. Kesin bir başlangıç tarihi belirlemek zor olsa da kaynaklar insanlık tarihiyle birlikte ortaya çıktığını göstermektedir. Ancak, insan ticaretinin en büyük ve en bilinen örneği olan Atlantik Köle Ticareti, bu suçun tarihte büyük bir önem kazandığı bir dönemi temsil etmektedir. Atlantik Köle Ticareti, 15. yüzyıldan 19. yüzyıla kadar süren bir dönemde gerçekleşen ve milyonlarca insanın zorla köleleştirilip sömürüldüğü bir ticaret ağıdır. Afrika’dan Amerika’ya, özellikle de Avrupa kolonilerine, kölelerin taşınmasıyla gerçekleşen bu ticaret, tarihin en karanlık ve utanç verici sayfalarından biridir. İnsanların ırklarına, etnik kökenlerine ve kültürel farklılıklarına dayalı olarak köleleştirildiği bu süreç, insanlık tarihindeki en büyük insan hakları ihlallerinden biri olarak kabul edilir.

Türk Hukukunda İnsan Ticareti Suçu El Kitabı kapsamında hazırlanan AB finansında yazılan raporda, “Gelişen dünya düzeni ve insan ticaretinin dinamik yapısından kaynaklı olarak değişimlere uğramış ve ‘modern kölelik’, ‘21. Yüzyıl köleliği’, ‘köleliğin modern zamanlardaki formu’ şeklinde anılarak küresel anlamda önemli bir sosyal problem olarak görülmüştür[1]”.

Günümüz dünyasında ise modern kölelik olarak tanımlanan insan ticareti, insanın metalaştırılarak kendi rızası olmadan alınıp satılması, kişi üzerinden gelir elde edilmesi olarak açıklanmaktadır.

İnsan ticareti suçuna karşı alınan önlemlerin tarihini inceleyecek olursak; 1904 yılında ilk uluslararası mevzuat olan ‘Beyaz Kadın Ticaretinin Engellenmesi Sözleşmesi’ imzalanmıştır. Bu sözleşme insan ticareti suçunun cezalandırılmasından ziyade mağdurların korunmasına yönelik olarak çıkarılmış ve ırkçı bir yaklaşım izleyen sözleşme olarak tarihe geçmiştir. Beyaz Kadın Ticaretinin Engellenmesi Sözleşmesi, cezalandırma konusunda etkisiz kaldığı için insan tacirlerinin cezalandırılması yükümlülüğünü kapsayan ve 13 ülke tarafından imzalanan 1910 tarihli ‘Beyaz Kadın Ticaretinin Yasaklanmasına Dair Uluslararası Sözleşme’ kabul edilmiştir. Bu sözleşmeyi takiben ırkçı yaklaşım benimseyen diğer iki sözleşmenin yerine Birleşmiş Milletler himayesinde; 1921 tarihli ‘Kadın ve Çocuk Ticaretinin Yasaklanmasına Dair Sözleşme’ ve 1933 tarihli ‘Tüm Yaşlarda Kadın ve Çocuk Ticaretinin Yasaklanmasına Dair Uluslararası Sözleşme imzalanmış ve bu dört sözleşme Birleşmiş Milletler tarafından 1949 yılında ‘İnsan Ticaretinin ve İnsanların Fuhuş Yoluyla Sömürülmesinin Yasaklanmasına Dair Sözleşme’ adı altında birleştirilmiştir.

Gelişen ve Değişen Dünya, insan ticareti suçunun dinamikliği ve insan ticaretine karşı farkındalık oluşumu nedeniyle farklı uluslararası iş birlikleri oluşturulmuş ve en kapsamlı tanım 13 Aralık 2000 tarihinde ‘Palermo Protokolü’ ile yapılmıştır. Palermo Protokolüne kadar olan dönemde 1921 yılında Kadın ve Çocuk Ticaretinin Engellenmesi Sözleşmesi; 1956 yılında Köleliğin, Köle Ticaretinin ve Köleliğe benzer Müessese ve Uygulamaların Lağıv Edilmesine Dair İlave Sözleşme ve 1989 yılında Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme uygulamaları düzenlenmiştir. Ardından en kapsamlı ikinci düzenleme olan ‘Avrupa Konseyi İnsan Ticaretine Karşı Eylem Sözleşmesi’ 2005 yılında düzenlenmiştir.[2] 

İnsan ticaretinin nedenleri görüldüğü ülke ve bölgeden bölgeye farklılıklar gösterebilmektedir. Uluslararası bağlamda ise ekonomik darlıklar, sosyal ve kültürel unsurlar, siyasi istikrarsızlık ve suç örgütlerinin rolü insan ticaretini tetikleyen ortak faktörler arasında gösterilmektedir. Savaş, iç çatışmalar, doğal afetler, insan ticaretinde artışa yol açabilirken bu gibi durumların neden olduğu yerinden edilme ve zorunlu göç hareketlerinden etkilenen bireyler, insan ticareti yoluyla istismara nispeten daha hassas hale gelebilmektedir. Öte yandan insan ticareti ulusal sınırlar içerisinde de gerçekleşebilmektedir ancak uluslararası arenada daha ön plana çıkan konunun göç ve güvenlik olgularıyla yakından ilintili olan ulus aşırı boyutudur. (Bales, 2007)

Bir kişinin muhaceret kurallarına uygun olmadan bir ülkeye girişi olan İnsan kaçakçılığı suçu ile karıştırılan insan ticareti suçu; ‘kaynak ülke- transit ülke-hedef ülke’ arasında/içerisinde kişinin çaresizliğinden yararlanılması ya da zor kullanılmasıyla olumsuz ve kötü şartlarda zorla çalıştırmak, bedeninden yararlanarak fuhuş yaptırmak, organlarının verilmesini sağlamak, hizmet ettirmek ve diğer benzer suçlar ile esarete tabi kılmak gibi amaçlar için tehdit, baskı, cebir gibi araç fiiller ile birlikte ülkeye sokmak veya çıkarmak, kaçırmak, barındırmak gibi suç eylemlerinin beraber kullanılmasıyla gerçekleşmektedir. İnsan ticareti suçu, dünyada; cinsel sömürü, işgücü sömürüsü, çocuk evlilikler, çocuk satışı, zorla dilendirme, çocuk savaşçı, organ ve doku ticareti gibi suçlarla görülmektedir. Söz konusu suçlar genellikle örgütlü ve profesyonel kişiler tarafından işlenmektedir. Söz konusu suçların diğer suçlar ile ve örgütlü olarak işlenmesi insan ticareti suçuna dair ceza maddesi bulunmayan kimi ülkelerde bu suç türünün cezalandırılması için olanak oluşturmaktadır.

İnsan Ticareti suçunun görülme şekillerini açıklayacak olursak;

  • Cinsel Sömürü: İnsan Ticareti türleri arasında en yaygın görülen sömürü türü olarak karşımıza çıkmaktadır. Cinsel sömürü türünde UNODC raporlarına göre genellikle kadın ve çocukların sömürüldüğü, mağdurlar içerisinde yaklaşık olarak %80 gibi bir oranın kadın ve kız çocuklardan oluştuğu görülmektedir.
  • İşgücü Sömürüsü: İnsanların yasal belgelerinin alıkonulması ve rızaları dışında zorla çalıştırılmasını ifade eder. Genellikle göçmen kaçaklığı sırasında tacirler tarafından borçlandırılan göçmenlerin borçlarını ödemeleri karşılığında uygunsuz ortamda ve şartlarda ücretleri ödenmeden çalıştırıldığını ve işverenlere satıldıklarını görebiliriz. Zorla çalıştırılan her 8 insanın 1’i çocuk olmaktadır (toplam 3,3 milyon). Bu çocukların yarıdan fazlası ticari-cinsel sömürüde kullanılıyor. (Global Estimates of Modern Slavery, ILO, 2022)
  • Çocuk Askerlik: 18 yaş altındaki çocukların devlet dışı aktörler tarafından kaçırılması ve örgütler tarafından kullanılmasıdır. Canlı bomba, savaşçı vb. durumlar için daha kolay kandırılabilecek çocuklar aynı zamanda işgücü sömürüsü ve cinsel sömürülere de maruz kalabilmektedir.
  • Organ-Doku Ticareti: Bireyin rızası dışında organlarının alınarak ticari amaçla kullanılmasıyla oluşan suç türüdür. Dünya genelinde genellikle refakatsiz çocuk mağdurların kullanıldığı; arz boyutunun Asya ve Afrika ülkelerinden oluştuğu, talep boyutunu ise Kuzey Amerika, Avrupa ve Yakın Doğu ülkelerinin oluşturduğu görülmektedir. (Trafficking in Persons for the Purpose of Organ Removal, 2015)
  • Zorunlu Evlilik: Tarafların aileleri veya üçüncü bir kişi tarafından bir araya gelerek görücü usulü evliliklerinden farklı olarak gerçekleşen, doğrudan fiziksel şiddet ve/veya psikoloji şiddet içeren baskı türüdür. Zorla evliliklerin büyük çoğunluğu (%85’ten fazlası), aile baskısıyla gerçekleşiyor. Her ne kadar zorla evliliklerin üçte ikisi (%65) Asya-Pasifik bölgesinde yaşansada bölge nüfusları dikkate alındığında yaygınlığın en yüksek olduğu bölge, her 1.000 kişiden 4,8’inin zorla evlendirildiği Arap ülkeleridir. (Global Estimates of Modern Slavery, ILO, 2022) Bu istismar türü Birleşmiş Milletler tarafından İnsan Hakları Evrensel Beyannamesine aykırı olması, kişinin özgürlük ve özerkliğine zarar vermesi gerekçesiyle insan hakları ihlali olarak görülmektedir.

İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi Madde 16:

  1. Evlilik çağına varan her erkek ve kadın, ırk, uyrukluk veya din bakımından hiçbir kısıtlamaya tabi olmaksızın evlenmek ve aile kurmak hakkına haizdir. Her erkek ve kadın evlenme konusunda, evlilik süresince ve evliliğin sona ermesinde eşit hakları haizdir.
  2. Evlenme akdi ancak müstakbel eşlerin serbest ve tam rızasıyla yapılır.
  3. Aile, cemiyetin tabii ve temel unsurudur, cemiyet ve devlet tarafından korunmak hakkını haizdir

 

Çocuk Satışı: 18 yaşından küçük bireylerin cinsel istismar, işgücü sömürüsü, organ nakli, çocuk savaşçı vb. suçlarda kullanılması amacıyla alınıp satılması ile oluşmaktadır. Bu suçun mağduru olan çocuklar genellikle bir ya da birden fazla sömürü türüne maruz kalabilmektedir.

Zorla Dilendirme: Bu suç türü genellikle çocukların sömürüldüğü suç türlerinden birisidir. Baskı, şiddet, tehdit gibi yöntemlerle bireylerin istismarı üzerinden gelir elde etmeye dayalıdır.

SONUÇ olarak İnsan ticareti kavramının günümüzde tam olarak anlaşılamayan bir olgu olduğunu fakat bu olgu dünyamızda kadın, çocuk ve erkek ayrımı gözetmeksizin özellikle de mağduriyete açık olan göçmen bireyleri en çok etkileyen dünyanın en büyük üçüncü suç türü olduğunu söyleyebiliriz. Görülüş biçimlerini incelediğimizde diğer suç türleriyle olan ilişkisi de azımsanamayacak derecededir. Günümüzde ciddi bir insan hakkı ihlali olan insan ticareti suçunun geldiği boyut göz önüne alındığında ulusal ve uluslararası alanda tüm toplumu içeren önlemlerin alınması; verilen desteğin hukuki temelleri, toplumsal cinsiyet boyutu, ülkelerin geçim destekleri, tıbbi destekleri, barınma imkanları, psikolojik temelli sosyal destekleri, ekonomik ve sosyal olarak topluma yeniden kazandırma faaliyetleri için iş birliklerinin artırılması gerekmektedir.

İnsan ticareti suçu, geçmişten günümüze kadar uzanan bir olgudur. Atlantik Köle Ticareti gibi tarihteki büyük örnekleri hatırlayarak ve insan haklarına saygı göstererek, insanlık olarak bu suçun tekrarlanmasını önlemek ve mağdurlara yardım etmek için uluslararası kuruluşların çalışmaları incelenmelidir.

Toplumsal yapı içerisinde Dünya da birçok insan haklarına özgü beyanname ve sosyal çalışma oluşturulmuştur. Bu kapsamda incelemelerin ve literatür taramalarının artırılması önem arz etmektedir.

           İnsanlık için daha adil, özgür ve insan onuruna yakışır bir gelecek kurmak için insan ticaretine karşı mücadele etmeliyiz. Ne demişler ey özgürlük senin adına ne cinayetler işlendi….

KAYNAKÇA

Avrupa Konseyi İnsan Ticaretine Karşı Eylem Sözleşmesi, 2005

Bales, What Predicts Human Trafficking , 2007

Global Estimates of Modern Slavery, ILO, 2022

Trafficking in Persons for the Purpose of Organ Removal, 2015

Türk Hukukunda İnsan Ticareti Suçu El Kitabı, Kasım 2009, Ankara, s21

Toplumsal Dayanışma Kültür Eğitim Ve Sosyal Araştırmalar Derneği

(https://www.tokad.org/2009/09/26/yasaklara-hayir-egitime-ozgurluk/)

 

  • Kullanılan Kaynak Fotoğraflar

https://www.acamstoday.org/wp content/uploads/2023/01/FinCEN_human_trafficking_smuggling_priorities-scaled.jpg