Izolasyon Surecine Bir De Buradan Bakalim

İzolasyon Sürecine Bir De Buradan Bakalım

Bildiğiniz üzere korona virüs nedeni ile gündem de olan ‘izolasyon’ sürecindeyiz. Sürecin içeriği olabildiğince evde kalmak, dış alanlar ile ilgili olan sosyal faaliyet ve aktivitelere ara vermek, evlerimizde güvenliği maksimum seviyede tutmak. İstenenleri böyle sıralayınca, gayet anlaşılabilir, mantıklı ve olması gereken şekilde gelebilir. Ancak uygulamaya gelince hepimiz yaşayarak gördük ki pek de öyle olmuyormuş aslında. O halde bu sürecin Ramazan ile çakışmasını düşünelim. Açıkçası bu sürece Ramazan’ın denk düşmesini çok tesadüf olarak nitelendirmiyorum. Şöyle ki; bahsi geçen ‘izolasyon’ Ramazanın da manâsı bu değil mi aslında, kendimizi ruhen ve bedenen izole etmek.. edebilmek.. Mesele, sözlük anlamıyla da bir yerde kalmak, oraya bağlanıp kalmak olan i’tikâf sözcüğü misali, kendimizi bir süre dış etkenlerden alıkoymak. Bir fıkıh terimi olan bu sözcük, İslam da belirli bir zaman diliminde dünyevi işlerden uzaklaşarak belirli bir yerde kendini ibadete adamak anlamına gelir.

 

Esasında birbiri ile ilişkilendirdiğim iki nokta tam olarak bu; madem şuan için izole olmamız gereksinim, halihazırda Ramazan ayının da bu sürece denk gelişini en güzel şekilde değerlendirebiliriz. Belki de önceki Ramazanlarımızdan çok daha verimli geçireceğizdir.

Şuna dayanarak söylüyorum ki, izole olmaya alıştığımızı sürece giderek daha da adapte olduğumuzu düşünüyorum ki azalan ölüm ve vaka sayıları da bunu gösteriyor. Evde olmamız ve vaktin tamamıyla bize kalması da cabası. Önceki yıllarda sitem ettiğimiz ney var ise şuan bir çoğu durdurulmuş vaziyette.

Vakit en sıkıntılı olduğumuz husus iken şuan kontrolün bizlerin elinde olması bile büyük fırsat. Elbette bu bir üretkenlik yarışı yada bir maraton değil. Ancak kontrol edebildiğimiz şeyler üzerinde kontrol edebildiğimiz kadardır hükmümüz. Öyleyse zamanında, zaman ile alakalı hedeflerimizi geliştirme zamanı. Amacımız kendimiz ile yarışma hali olmalı, başkalarını baz alarak kendimizi yormak yada yıpratmaktan söz etmiyorum. Madem bu Ramazan’ı olağanüstü şekilde yaşıyoruz şartlar olağanüstü, her zamankinden büyük bir farkla geçiriyoruz bu süreci; hedeflerimizde bu hâl ile orantılı ve bağlantılı olmalı diye düşünüyorum. Ertelediğimiz, yapamadığımız, o asla vakit bulamadığımız, aklımızın bir köşesinde bekleyen her şeyi gerçekleştirme vakti. Bu gerek iş, okul, akademik gibi alanlarda olabilir yahut ibadet, sosyal, içsel faaliyetlerimiz türevi olabilir. Önemli olan süreç her zamankinden farklı, günler öncekilerden başka, o halde bizlerde eski biz olarak kalmamalı sürece en güzel şekilde uyum sağlamalıyız.

 

Değişim zaman alır ancak yönelim ile başlar. En azından yönlendirebiliriz kendimizi, zihnimizi, düşüncemizi, süreçle değişen algımızı olumsuza değil de olumlu olana, gücümüze, yapabileceğimizin farkındalığına yönlendirmekle başlayabiliriz. Hareket kavramı der ki; sen ruh halini, düşünceni değiştir hareket kendiliğinden oluşacaktır, farkında olmadan evrileceğizdir elbet meyil ettiğimiz yönelime.

Vakit en sıkıntılı olduğumuz husus iken şuan kontrolün bizlerin elinde olması bile büyük fırsat. Elbette bu bir üretkenlik yarışı yada bir maraton değil. Ancak kontrol edebildiğimiz şeyler üzerinde kontrol edebildiğimiz kadardır hükmümüz. Öyleyse zamanında, zaman ile alakalı hedeflerimizi geliştirme zamanı. Amacımız kendimiz ile yarışma hali olmalı, başkalarını baz alarak kendimizi yormak yada yıpratmaktan söz etmiyorum. Madem bu Ramazan’ı olağanüstü şekilde yaşıyoruz şartlar olağanüstü, her zamankinden büyük bir farkla geçiriyoruz bu süreci; hedeflerimizde bu hâl ile orantılı ve bağlantılı olmalı diye düşünüyorum. Ertelediğimiz, yapamadığımız, o asla vakit bulamadığımız, aklımızın bir köşesinde bekleyen her şeyi gerçekleştirme vakti. Bu gerek iş, okul, akademik gibi alanlarda olabilir yahut ibadet, sosyal, içsel faaliyetlerimiz türevi olabilir. Önemli olan süreç her zamankinden farklı, günler öncekilerden başka, o halde bizlerde eski biz olarak kalmamalı sürece en güzel şekilde uyum sağlamalıyız.

 

Değişim zaman alır ancak yönelim ile başlar. En azından yönlendirebiliriz kendimizi, zihnimizi, düşüncemizi, süreçle değişen algımızı olumsuza değil de olumlu olana, gücümüze, yapabileceğimizin farkındalığına yönlendirmekle başlayabiliriz. Hareket kavramı der ki; sen ruh halini, düşünceni değiştir hareket kendiliğinden oluşacaktır, farkında olmadan evrileceğizdir elbet meyil ettiğimiz yönelime.

Bu yüzden inancım, bu Ramazan’ımızın çok daha istediğimiz şekilde, verimli geçeceği yönünde. Tabii ki önceki Ramazan akşamlarımıza da hasret ve özlemle..

 

Kemal Sayar’ın da dediği üzere;
Ramazan-ı Şerif dünya ağrımıza iyi gelsin.

No Comments

Sorry, the comment form is closed at this time.