sdg-tr

Sürdürülebilirlik

Ben Sena ŞAHİN. Kocaeli Üniversitesi İşletme Bölümünden 2019 yılında mezun oldum. Sürdürülebilir Büyüme ve Kalite Yönetimi üzerine Marmara Üniversitesinde Yüksek Lisansımı tamamladım.  Şu an bir bir bankada Sürdürülebilir Bankacılık ekibinde çalışmaktayım.

8 yıldır kurucusu olduğum “Yüreğimin Ritmi” Sosyal Sorumluluk Platformunun kurucusuyum. Yaklaşık 8 yıldır “eğitim aktivistliği” yapmaktayım. Yüreğimin Ritmi Sosyal Sorumluluk platformu ile Sürdürülebilir Büyüme hedeflerinden Nitelikli eğitim ve Eşitsizliklerin azaltımı hedefleri öncülüğünde çalışmalar yapmaktayım. MEB’e bağlı ihtiyaç sınıflarını belirleyerek, çocukların daha sağlıklı ortamda, erişilebilir bir eğitim alabilmeleri ve sosyal kimliklerine katkıda bulunmak için atölyeler açmaktayım. Yüreğimin Ritmi Sosyal Sorumluluk Platformu bünyesinde Türkiye’de 5 adet, Bulgaristan’da 1 adet olmak üzere toplam 6 atölye bulunmaktadır. Bununla birlikte “Sürdürülebilirlik, Sanat, İklim ve Çevre, Teknoloji, Müzik ,Nitelikli Gönüllülük gibi birçok alanda yetişkinlere ve çocuklara atölye etkinlikleri yapılmaktadır.

Ayrıca 9 yıldır birçok alanda blog ve makale içeriği üretmekteyim. İklim krizi üzerine 2 adet çocuk kitabı yazmış olup, iş birliği içerisinde olduğum paydaşlar tarafından bu kitaplar yayınlanmıştır.

Sürdürülebilirlik yolculuğum “Gönüllülük ”kavramı ile tanışmam ile başladı. İkisi de önceliklerinizin değişmesiydi. Benim de son 8 yıldır önceliklerim değişti. Sürdürülebilirlik şimdiki vakitte dengeli bir tüketimle gelecekteki insanlığa iyi bir dünya bırakabilmekti. Son dönem en önemli konumuz iklim krizi olsa da Sürdürülebilirlik 17 hedefle bir bütündü. Bu nedenle yaşam hakkının insanların elinden alınmadığı, güvenli su ve güvenli çevre hakkına din, dil, ırk ayrımı yapmadan dünya üzerinde yaşayan tüm canlıların eşit şekilde erişebildiği, çocukların eğitim hakkının ihlal edilmediği en çok da eşitsizliklerin azaltılacağı bir dünyanın geleceğe bırakılması sürdürülebilirlik yolculuğunun önemli unsurlarındandır. Her bireyin yazacağı hikâye aslında Dünyanın bir roman olmasını sağlardı. Hepimizin bu anlamda farkındalık sahibi olması, bireysel hareketimizi başlatmamız ve devam ettirmemiz en önemli sorumluluklarımızdandı. Tek başımıza çıktığımız bu yolculukta devletlerin ve kurumların eşlik etmesi o yolcuğu farklı bir boyuta taşır. Bu nedenle en büyük görev Devlet Yönetimleri ve Kurumlara düşmekte. Bu yapıların, bu bilince erişmiş olması ve toplum bilincinde bu yönde geliştirmesi muhakkak ki bizi daha farklı bir boyuta taşır.

Umarım geleceğe şimdiden iyi bakabiliriz.

Zira elinde olmadan bir gün bizi bırakıp gidebilir…